Bi kaç yere ekledim bu yazıyı, buraya ekledim mi bilmiyorum ama yine eklicem:) Bu blogun çok sıkı takipçisiyim:)))Terry Grandchester'a Açık Mektup
arkadaşım Terry,
merhaba. nasılsın? iyisindir umarım. ilk kez birine "açık mektup" yazdığımdan nasıl gireceğimi bilemedim. kusura bakma.
gerçi kusura bakmazsın, bilirim. o sinsi, tınlamaz gülüşünle satırları umarsızlığından hiçbir şey kaybetmeden okuyorsundur. bunu biliyorum, çünkü seni iyi tanıyorum. pek çoğumuz tanıyor. ve bu yüzden sevgili dostum, senin yatacak yerin yok lan!
öhöm.. sakinliğimi koruyarak devam etmeye çalışıyorum. bizim aile filmindeki yaşar usta'ya bağlamamak için kendimi zor tutuyorum inan.
bak arkadaşım, (izah işareti yapıyorum burada) belki bilmiyorsundur, söyleyeyim; şeker kız candy türkiye'de de sevilen, seksenler doksanlar muhabbetlerinde mutlaka ismi geçen bir çizgi filmdir. ama gel gör ki bu şöhretin sefasını sen sürerken, cefası bize kalıyor.
alttan alttan gülümsediğin, gözlerini kısıp baktığın, atına binip karizma yaptığın, gayda mızıka filan çaldığın, şeker gibi kız olan candy'yi sinirlendirip dalga geçtiğin ve benzeri bir çok sahne aklımızda. ama malesef ki türk kızlarının da aklında. senin bu serseri, sınır tanımaz hareketlerin yüzünden bizim buralarda "efendi adam yerine piç tercihi" diye bir şey var.
evet dostum, bu tamamen senin suçun. tazecik beyinlere soktuğun o sevgili imajı yüzünden, artık efendilik beş paralık oldu, prim yapmaz oldu. aksine efendi oldukça silik, ezik bir tip olarak tanındık, anıldık! senin yüzünden piçlik yükselen değer oldu.
hiçkimseye zararı olmayan, kendi halinde efendi efendi yaşayanları da yoldan çıkarttın. mesela çare olsun diye kimilerimiz saç-sakal uzattı, metal dinledi, erken yaşta sigaraya içkiye başladı filan. ama ne yaptıysak olmadı. bi boka benzemedik. küçüklüklerinde kendine aşık ettiğin kızların ilgisini çekecez diye hepten maymun olduk. mesela hoşlandığımız kıza ayar verdik, sinirini çıkarttık. ama atımıza binip kaçamadığımızdan suratımızda gerzek bir gülümseme ile sinirden köpüren kızın karşısında öyle sap gibi kalakaldık. kız, biz ortadan kaybolmadığımız için bir iç hesaplaşmaya düşmedi. iç hesaplaşmaya düşmediği için hakkımızda hayaller kurup bize aşık olmadı. sonucunda kaybeden biz olduk. bir başka örnek istersen; mesela senin gibi karizmatik enstrümanlardan olan mızıka gayda filan bulamadık, gitara saldık. adı batsın akdeniz akşamları diye bir şarkı var sen bilmezsin. onu çala çala parmaklarımız çürüdü. yok yine olmadı. yine "ay.. ne şirin çocuk" olduk.
bizim gibi efendi adamlar beceremediği için hamurunda piçlik olan gerçek piçler kaptı tüm kızları. bize de o piçlerin kırdığı, üzdüğü kızları teselli etmek kaldı. evet! biz yine şu sözleri işittik; "ne iyisin.. iyi ki varsın". bundan cesaretle fırsat bu fırsat deyip kızlara açılanlar ise hepten beter bir duruma düştü! o zavallıların da dünyaları şu cümle ile yerle yeksan oldu; "ama ben seni arkadaş olarak görüyorum"
bak güzel kardeşim! (izah işareti tekrar) sen belki bizim durumumuzu anlamakta zorlanırsın. ama hatırlarsan bi anthony vardı senin çizgi filminde. hah, işte o bizi temsil ediyor. efendi çocukları. ama heyhat ki onun atının da ayağı kapana kısılıp attan düşünce, göçtü gitti bu dünyadan. iyi çocuktu rahmetlik.
bitirirken de söylemek isterim ki; bir gün kızlar, efendi adamların değerini farkedecek. o zırıl zırıl omuzlarında ağladıkları erkeklerin de bazı içgüdülerinin olduğunu ve onların tetiklediği bir takım duygulara kapılabileceklerini anlayacaklar. işte o zaman kızlar bizim olacak. onları üzmeden kırmadan mutlu mesut yaşayacağız. ve sen terry! evet sen! işte o zaman senin ağzını kıracaz lan! o atınla tırıs tırıs giderken kafana taş atıp seni düşürdükten sonra o mızıkayı bi tarafına sokacaz! bekle ulan!
Kaynak:
http://benbuyaznerdeydim.blogspot.com/2009/06/terry-grandchestera-ack-mektup.html